"Laubalilikten hoşlanmam damat. Ciddiyeti severim, disipline hayranım.” Rahmetli Kemal Sunal'ın İnek Şaban filminden eskimeyen bir replik.

1978'de 2026'ya geldiğimizde değişiklik yok. Galatasaray kazanması halinde Samsun'dan şampiyonlukla döneceği maçı 4-1 kaybetti. Haftaya Antalyaspor'u yenip şampiyon olmak yine Okan Buruk ve futbolcuların ellerinde, ayaklarında, mentallerinde.

 

Tek başına Galatasaray'ı taşıyan Osimhen'in, kaleci Günay'ın kırmızı kartı öncesi attığı ezbere geri pasta çevre kontrolü yapmaması...Üçüncü golde Davinson'un yürüyerek rakibini izlemesi... Lemina'nın maça ve rakibe göre oynaması...Abdülkadir'in topla fazla oynama sevdası...Barış Alper'in topu ayağından zamanında çıkaramaması.

 

Okan Buruk, Fenerbahçe galibiyeti sonrası kutlamalardan rahatsızlığını "maçlar oynanmadan kazanılmıyor" diyerek söylemişti. Taraftara açık yapılan antrenman da ciddiyetten uzaktı. Sarı kırmızılıların bu sezon yenildiği 4 deplasman maçına dönüp bakarsak ne dediğimi daha net anlayabilirsiniz.

 

Fenerbahçe zoru veya imkansızı başarabilir mi? Bu sezon o fırsatı kaç kez değerlendiremediğini hatırlamıyorum.

 

Süper Lig'den bir Domenico Tedesco geçti. Camia için doğru veya yanlıştı kararı tartışmaya açık, herkes görüşünü ve duygusunu paylaşsın. Benim aklımda bahane bulmayan, eldeki kadrodan en fazla verimi almaya çalışan, samimi, futbola ve kulübüne tutkulu, taraftara güven veren bir teknik direktör kaldı. Bu topraklarda onu bir daha görebilir miyiz? Neden olmasın. Ama Fenerbahçe-Tedesco dönemini en iyi anlatan Tarkan ve Yıldız Tilbe'nin eseri "Kış Güneşi" şarkısıdır. İyi pazarlar.

Kaynak: NTV Spor